Hürriyet

22 Mart 2012 Perşembe

Bu Mektup Sana ..


 Hey sen,  kapşonlu hırkanın başlığı kafanda, paçaları  yerlere sürtünen bol pantalonun kıçında, bol çığlıklı şarkılar kulaklığında, çantanda avangart kitaplarla yolda yürüyorsun bu hayata bir nebze anlam katabilir miyim diye, biliyorum, tanıyorum seni yaklaşık 12 milyar yıldır, zira evrenin varoluşundan yıllanmış dostluğumuz. Yolda yürürken ‘ben bu kitlenin ve gezegenin neresindeyim’ diye soran ve bakan güzel gözlerin var görüyorum, bu mektup sadece senin ve senin gibiler için yazıldı emin ol. Seni bu rahat tavırların ve eskimiş hırkanın içinden çıkarıp bir takım elbisenin içine hapsetmeye çalışan tüm mekanizmalara inat direniyorsun , sıradanlaşamıyorsun, onlar gibi olamıyorsun, kabul edemiyorsun. Ve bu uğurda büyük bedeller ödediğin de aşikar, ama buradan o kadar güzel ve cool görünüyorsun ki bu güzelliği anlatamam yalnız ve güzel dostum benim.

 Yıllar boyu, ailesiyle, öğretmenleriyle, arkadaşlarıyla ve  kendisine dayatılan herşeyle dalga geçebilen, maruz kaldığı tüm saçmalıklara itiraz edebilen, çıkıntılıp yapıp bedel ödeyebilen yalnız kovboyum benim, seni ne kadar iyi anlıyorum bir bilsen. Toplumun garip gözlerle bakıp dışladığı avangart tavırlı azizim, asıl istediğimiz de tam bu değilmiydi  zaten ; sürüden ayrıldık işte, mutluyuz en azından kendi çapımızda. Biliyorum ki evrimsel sürecini tamamlayamamış yaşıtlarının on katı kadar okuyorsun, yazıyorsun, çiziyorsun, çalıyorsun veya düşünüyorsun.  Daha çocukça şikayetleri olan, tükenmiş, deneyimli bir ahmak gibi hissetmen kendini çok doğal biliyorsun, zira Kurt'ten, Amy'den, Yavuz'dan, Hendrix'ten, Marx'tan, Nietzsche'den ve daha nice türdeşlerinden çok da uzakta değilsin, aynı kuark gluon plazmaların farklı versiyonlarıyız sadece hepsi bu.


' I have a problem that I can not explain
I have no reason why it should've been so plain 
I have no questions but i sure have excuse 
I lack the reason why I should be so confused  '



 Dünyada gitmediğin yerler hakkında bile gitmiş biri kadar bilgilisin, sosyal konular ve siyaset ve felsefe her zaman ilgini çekti, gözlerin hep farklı bakıyor ve görünmeyeni görüyor, sırf sözlerinle ve zekanla karşındakinin beynini bulandırabiliyorsun ve onu düşünmeye sevk edebiliyorsun, insanlar seni anlamakta zorluk çekiyor, insanları geçtim sokaktaki köpekle bile empati kurabilecek bir empati yeteneği ve hassasiyetle donatılmışsın ama gelgelelim tüm bu yüce nitelikler, ‘niceliksel ve kanditatif dünya algımız’ bağlamında karşılıksız ve değersiz birer prosedür gibi boş kalıyor sanki. Kendi beyninde kurduğun bir tezi önce kanıtlayıp aynı zamanda üzerinde biraz daha derin düşünüp antitezini yazacak bir kompleks yapıdasın ama maalesef çevren henüz bu kozmik karmaşana ayak uyduracak düzeyde değil biliyorsun. İnsanların emeklilik sigortası geri ödemelerini düşündüğü bir çağda sen ' Neden buradayım ? ' sorusunu sorarak kendine varlığını sorgulatıyorsun hergün defalarca, fakat bu sana herhangi bir metasal değer olarak dönmüyor biliyorum. Çünkü sistem ve entegre köleleri, dejenere olanı, biat edeni, koyun gibi güdüleni yüceltme üzerine kurulmuş bir ana  temelde basit harmonik hareketine devam ediyor yıllardır ve sen bu hareketin sıradanlığından çok daha fazlasını hak ediyor ve istiyorsun tüm saflığınla, inceliğinle, estetik kaygınla. Kısacası bu algıdaki bir gezegende daha da ötesi bir  bizimki gibi gelişmekte olan ama bir türlü gelişemeyen bir ülkede kendini marstan gelmiş gibi hissetmeni kim yadırgayabilir ki ? Sen ikinci sınıf bir Gezegenin üçüncü sınıf bir ülkesinin sınıflar üstü vatandaşısın ve bunu başarabilmek dünyanın en zor işi.

 Dostum bu kitleye ait olmadık ve olamayacağız da, bildiğin şeyleri tekrarladığım için bana kızma çünkü neredeyse bilmediğin bir bok yok, bunu da biliyorsun, seninle baş edemem. Onların ritüelleri bizi delirtiyor, tabuları bize dar geliyor, saçmalıkları bizi sıkıyor, bunaltıyor. Senden apolitik, asosyal, aseksüel birer süs biblosu yaratmak istemeleri seni delirtiyor, kabullenemiyorsun, nasıl anlıyorum seni, öfkeni, ah bir bilsen.

 Ve hakkında emin olduğum bir diğer gerçek de şu ki, hayatta hiçbir boku becerememiş ve Dünyayı bu karmaşık hale getirebilmiş olan bu çok bilmişlerden öğüt almak, belki de en katlanamadığın durum. Ama sen de biliyorsun ki ben sana hayatı zehir eden o yaşayan ölülerden değilim ve sana naçizane bir önerim olacak hiç ihtiyacın olmadığını bildiğim halde. Bu sıkıntılı ve karmaşık durumlardan kurtulmak için herşeye ters fakat gerçeğe paralel giden bu güzel senaryonu asla bozma, yenmiş tırnaklarınla, eskimiş hırkanla, rutubet kokan kitaplarınla, sığındığın tek limanın olan müziğinle yoluna devam et ve  ne olur kendini bu anlamsız karmaşa ve gereksiz insan kalabalığı için üzme ve öldürme. Büyük çoğunluğunun yaşamsal fonksiyonlarını yitirdiği, büyük insan yığınlarının renksiz tablolarından oluşan bu gezegende sen renkli bir gökkuşağısın unutma. Tüm deliliklerin ve kırıklıkların üzerinde düşünülmeye değer, kıymetini bil kendinin aziz dostum. Bu Dünya hala ayaktaysa ve az da olsa biraz umudumuz varsa, bu durum senin ve benzerlerinin sayesinde başarıldı, tarih bunu yazıyor.

 Seninle bira eşliğinde izleyeceğimiz günbatımları, katılacağımız konserler, festivaller var. Seninle gezeceğimiz sahaflar, koklayacağımız kitaplar, içeceğimiz şaraplar var. Birlikte katılacağımız eylemler, protestolar yazacağımız doktrinler var. Uykuyu unutup sabahlayacağımız nice derin sohbetler, beraber izleyeceğimiz filmler var. Seninle her türlü sıradanlığa ve saçmalığa karşı göstereceğimiz bir direnç ve yaşayacağımız sonsuz bir galaksi var dostum. Ne olur unutma ;

‘’ Together we stand, divided we fall ‘’

Seni Seviyorum, tabi bunu da biliyorsun her şeyi bildiğin gibi, adım gibi biliyorum.








Sevgiler,
Nevzat Onur Çapalov


Hiç yorum yok: