Hürriyet

29 Ekim 2012 Pazartesi

Biber Gazı ve Lacivert Ordu

 Ben bir Türkiye Cumhuriyeti genciyim. Hani şu cumhurunun bayramını kutlamak için valisinden izin almak zorunda olduğu cumhuriyetin çocuğu. Ulus Meydanı'ndan Anıtkabir'e yürüyebilmesi için yeterli miktarlarda biber gazı yemesi gerektiğine inandırılan halk toplulukların olduğu cumhuriyetin çocuğu. Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin değil, 80 milyonluk Türkiye Cumhuriyeti'nin çocuğu.

 Hani şu Hrant Dink'i katledip, bariz deliller olmasına rağmen 5 yıldır çözülemiyor görülen cinayeti işleyen devletin çocuğu. 800'ün üstünde insanın düşüncelerinden dolayı hapise tıkıldığı, Başbakanının hoşuna gitmeyen heykellerin emir üzerine derhal yıkıldığı, Uludere'de halkının kafasına bomba yağdıran fakat devlet erkanından gelecek bir özrü bile çok gören, dünyanın en pahalı benzinini ve sürekli zamlanan elektriği ve doğalgazını kullanan, fatura ödemekten ömrü kısalan , yüce  devlet ve cumhuriyet çocuğu. Asgari ücret ile açlık sınırı seviyeleri arasında belirgin farklar olan, işçisi ile patronu arasındaki maaş farkı 127 kat olan, son on yılda 1000 son otuz yılda 20000 şehit vermiş olan, Hizbullah militanları ve domuz bağcısı canilerin, Sivas'ta aydınları yakanların zaman aşımından yararlanarak, Deniz Feneri Derneği'nin yöneticilerinin ise yargısal düzenlemeler yapılarak serbestçe dolaşabilme hakkını kazandığı fakat  sadece eleştirel karikatür çizdiği veya kitap yazdığı için bazı yazar ve çizerlerin yargılandığı, tutuklandığı özgürlükçü cumhuriyetin çocuğu. Ne idüğü belirsiz tv program ve manipulasyonlarıyla aklı kaybolan,  tutunmak için hangi dala el atsa bürokrasiden veya iktidar hegemonyasından bir tanıdığı olmadan işleri yürütülemeyen, demokratik, laik, üniter ve anayasal cumhuriyetin çocuğuyuz ben, sen, biz, hepimiz.

 Ve şimdi durmuş diyorlar ki, 'bakanları yuhalamayın ayıp', 'demokrasi ve cumhuriyet şöleninizi kutlamayın günah', 'otoriteye laf etmeyin yazık'. Peki ben de o zaman diyorum ki bugün sayende özgürce kutlayamadığım cumhuriyetimin son 10 yılını sen işgal ediyorsun( Ve hepsinden önemlisi hayatımın da son on yılını ). Ondan önceki 10 yılları da türevlerin Demirel, Çiller, Yılmaz, Erbakan, Evren, Menderes yönetti, işgal etti. Sana ve senin gibilere tepki koymayacağım, seni yuhlamayacağım da Nikaragua Devlet Başkanını mı yuhalayacağım ? Benim üstüme benim maaşımla gecinen  devlet güçlerini, lacivert ordunu sürerken sana alkış mı tutacağım ?

Kıssadan hisse hayata senin gibi bakmadığım için, senin gibi inanmadığım için, koyduğun sınırlara mahkum yaşamadığım için, dindar ve kindar nesiller kalıbına sığmadığım için, ortalama zekayla bile kolayca anlaşılabilecek binlerce saçmalığını ve yeteneksiz kadrolarını görmezden gelemediğim için yok edilmeyi hak ediyorsam buyur meydan senin, güç senin, biber gazı senin, lacivert ordun senin. Ama emin ol ki cumhuriyet, özgürlük, demokrasi, nitelikli bilimsel ve seküler düşünce gibi kavramların tadını almış özgür bireylere senin faşizmin vız geliyor. Çok üzgünüm ama, tek tipleştirme projenin dışında kalan biz aciz kullarına da  katlanmak zorundasın. Dik durmayı öğrenmiş özgür bireyleri ve  özgün düşünceyi yok etmeye ne lacivert ordunun, ne biber gazının, ne militarist anlayışının, ne hukuksuz düzenlemelerinin ve haksızlıklarının, ne rant peşinde koşan yalakalarının, ne de despot külhanbeyliğinin gücü yetecektir. Bu ülke 61 tane Hükümet, 30 tane Başbakan, 11 tane Cumhurbaşkanı, milyonlarca haksızlık, yüzlerce yolsuzluk, binlerce rant yalakacısı gördü ama sanırım senin gibisini ilk kez görüyor. O yüzden yeter. Artık senin o koltukta oturma nedenin olan halkının gerçek gücünü görme zamanın geldi. Seni yeterince tanıdık. Şimdi bizim sana ve otokratik güçlerine kendimizi gösterme ve tanıtma zamanımız geldi. 

Artık özgürlük, hukuk, demokrasi ve 'hesap sorma' zamanı !