Hürriyet

15 Aralık 2012 Cumartesi

Şahbaz


Son on yılda artmakta olan ve her gün canımızı yakan bir terör olgusuyla, Uludere’de vatandaşını katleden ve özür bile dileyemeyen bir devlet kavramıyla, periyodik olarak yaşam şartlarını zorlaştıran bir zam gerçeğiyle, asgari ücretle kabul edilebilir açlık sınırının altında yaşayan aileleriyle, yüzde 20sinden fazlası işsiz olan üniversite mezunu kaliteli işsizleriyle, neredeyse bütün komşularıyla yaşadığı gerginlikler ve savaş çığırtkanlıklarıyla, kadın cinayeti, tecavüz ve töre gibi yıllardır çözülemeyen feodal tabularıyla, çarpık yapılaşma ve kentleşme gibi sorunlarıyla, adil ve vizyoner bir gelir dağılımı sağlayamayan iktidar ve bakanlıklarıyla, kan soslu kont-gerilla yapılanmaları ve  yerleşik gladyolarıyla, bir türlü adil bir sonuca ulaştırılamayan Hrant Dink, Pınar Selek, Sivas Davaları, onlarca cinayet  davası ve azınlıkların haklarının gasp eden nevrozlarıyla, kurum sınavlarından atamalara ve iş bulmaya kadar her alanda dönen torpil ve haksızlıklarıyla, milyarlarca liralık boyutlara ulaşan milyonlarca banka maduru kredi ve kredi kartı borçlusuyla, ideal bir hale getirilemeyen partiler ve seçim yasasıyla, vaat edildiği halde bir türlü açılamayan Avrupa Birliği fasılları ve ulaşılamayan Avrupa Birliği vizyonuyla ve son olarak madden ve manen tükenmiş bireyleriyle mutlu, huzurlu, bolluk, bereket ve barış içinde yaşayan bir toplum ve coğrafya olduğumuz Başbakanımız dışındaki hiç kimse tarafından  iddaa ve kabul edilemez.

Öte yandan bunca derde ve yapısal soruna rağmen, ülkeyi tüm güçleri ve erkleriyle ablukaya alabilmiş yüce yönetenlerimiz gündeminin ; filtreli internet kullanımı, yeni şehirler ve yerel yönetimler yasası, yeni yök yasası, yeni iş kanunu yasası, yeni özelleştirme yasası, kürtaj yasası, devlet tiyatrolarının kapatılması kanunu ve iç tüzüğü, konforlu kadrolaşma şartlarının sağlanması, kadın vajinası ve kadının Müslüman-sunni ahlakına uygun olup olmadığı olgusu, yeni patriot füzeleri, başkanlık sistemine geçişin ve iktidarı pekiştirmenin yolları, stratejik maden yataklarının özelleştirme süreci, halkın ahlakına uygun olmadığı düşünülen dizilerin yayından kaldırılması ve daha nice anlamsız konular gibi halkın ve halkı oluşturan bireylerin pek de esas gündemi olmayan şeylerle dolu olduğunu görüyoruz.

Kısacası, yıllarca halktan kopuk, tepeden inmeci diye tanımladıkları iktidarların konumlarına eriştiklerinde, kendilerinin de halkın gündeminden kopup rant ve politik genleşme derdine düştüklerini rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz bu yüce yönetenlerin. Her zaman ve her yerde halkının arkasına sığınan ve aldığı oy oranının kendisine tanrısal bir güç verdiğini sanan bu sanrısal yönetenler, ironi şudur ki aslında halkın ve ortalama bir bireyin dertlerine en uzak konumdalar. Bu kopukluk Uludere de, Tandoğanda da, Çağlayanda da, Hopada da  her gün daha fazla hissedilir oluyor.

Kısacası Şahken şahbaz olanların ülkesinde hayata tutunmaya çalışan bireyleriz ve bu gerçekten çok zor. Ama bugünkü sessizlik veya kabullenmişlik hali sonsuza kadar sürmeyecek. Bu ülkenin ve yaşamsal değerimizin hiçe sayılmasına elbet bir gün gereken tepki koyulacak. Bu ülke bundan önceki onlarca beceriksiz iktidara kalmadığı gibi dönemin egemenlerine de kalmayacak. Hak sonunda yerini bulacak.

Belki bugün değil ama yarın mutlaka yıkmaya hazır olacağız, bu şah bu şahbaz devrini. 






Sevgiler,
Nevzat Onur Çapalov