Hürriyet

30 Mayıs 2013 Perşembe

Ustalık Dönemi


Sen beni sevmiyorsun, gözlerinden belli. Her bulduğun fırsatta gözlerini açıp hayat tarzıma, savunduğum değerlere, fikrime, din anlayışıma veya dine olan mesafeme, veya dinsizliğime kısacası tüm benliğine küfretmenden belli. Yüz hatlarından belli, uygulamalarından belli, bizim gibilere hayatı her anlamda kısıtlamandan, dar etmenden belli.

Sen tek tip bir halk ve gençlik istiyorsun belli. Yasalarından, projelerinden belli. Senin hayata ve algına şekil veren tek argümanın din, belli. Bana dogmalarını dayatmandan belli, kendin gibi olmayana tahammül edememenden belli.

Evet biz sevgililerimizle öpüşürüz, evet biz gün batımlarında rakı bira içeriz, evet biz sıklıkla din veya tefsir kitapları değil dünyevi, seküler şeyler okuruz, evet bizim ne minareler süngümüz ne camiler kışlamız, ama ciddiyetle hatırlatırım biz varız. Tahammül et veya etme , azınlık veya çoğunluk olalım hiç fark etmez, biz varız ! Bu gece gezi parkındayız, belki yarın başka bir yerdeyiz ama hep varız. Sokma akılla, bindirilmiş kıtalarla, önyargılarla, dogmalarla, biber gazlarıyla, bombalarla değil, saygılı bir başkaldırıyla varız ve çok üzgünüm hep var olacağız. Tezkere alıp Irak’a girerken de karşında biz vardık, Hrant için yürüken de, Pınar Selek’e sahip çıkarken de karşında vardık, 2003’de Bush’u İstanbul’dan kovarken de, interneti filtrelemeye çalışırken de karşında biz vardık, kürtajı yasaklamaya çalışırken de, Roboski’de hesap sorarken de karşında biz vardık, Reyhanlı’da bakanın pişkin pişkin sırıtırken de biz .  Devlet Tiyatrolarının içini oymaya çalışırken de karşında biz vardık, alkol yasağı ile birey haklarını yasaklarken de .  Kısacası en küçük yeşil alanı savunmak için de koskoca bir kavimler savaşı için de sana tepki göstermeye hazırız ve hep hazır olacağız. Ve sen bizi, özgür bireyi, hayatının paradigmasını dine dayandırmamış bizleri ne kadar yok etmeye çalışsan da çabaların boşa, çok üzgünüm. Birey haklarımızdan 1 milim taviz vermiyoruz, inadımız inat. Senin nasıl inandığın Mollaların, saygı duyduğun tarihi büyüklerin varsa aynı şevk istekle bizlerin de bağlı olduğu çok sağlam kavram ve temeller var, yaşamaktan zevk aldığımız bir hayat var, aldığımız bir nefes var !

Bu ülkede bir gün gelip yüzde 80 bile oy alabilirsin, umurumda değil. Bütün ülkeyi erkleri ele geçirebilirsin hatta tüm bu erklerle bana hayatı zindan da edebilirsin, bu da umurumda değil. Ben burada var oldukça, bizde bu akıl oldukça, sağlam bir hayat felsefemiz oldukça varız usta, çok üzgünüm. Beni yok etmeye ne faşist kolluk kuvvetlerin, ne yasaların, ne kadrolaşma dinamiğin, ne de bana yaşam alanı bırakmayan aptal politikaların yetmeyecek.

Senin gündemin kürtaj yasağı, internet filtresi, alkol yasağı, Devlet Tiyatroları, aileler için ideal çocuk sayısı, ertesi gün hapı, basına uygulamakta olduğun sansür, bir sonraki seçimde alabileceğin yüzde 1’lik oy oranın, Beşiktaş’ta yaptıracağın yeni oteller, yeşil alanların ortasına dikip rantını peşkeşçilerine dağıtacağın yeni AVM’ler falan olabilir. Ama o hep arkanda  olduğunu sandığın halkın tam da göbeğinden biri olarak benim gündemim çok farklı. Ben sayende nefes alamaz oldum usta, bu nasıl ileri demokrasi, bu nasıl ‘Ustalık Dönemi’  ?

Kısa kesip bitirmek gerek, Gezi Parkına gitmek gerek, Roboski’ye gitmek gerek, Reyhanlı’ya gitmek gerek, sokaklara çıkıp hakkımız için haykırmak gerek, bu ülkede muhalefet yok demek yerine o muhalefetin hası olmak gerek, hayatı zindan edenlere ders vermek gerek, bu ülkede sadece din temelli değil akıl temelli de yaşanabileceğini ve bunun en doğal hak olduğunu ispatlamak gerek.


Ve usta, bir gün gelecek o iktidardan da bu ülkeden de bu diyardan da göçüp gideceksin. Ve maalesef kulaklarımızda hoş bir seda bırakamadan. Pörtlek gözlerini hatırlayacağım senin, hep senin gibi olamayanları haşlayan ses tonunu, sevgisiz yüzünü, samimiyetiz sırıtışını, külhabeyliğini, bana ettiğin küfürleri, beni yok sayışını. Siyasi İslam gömleğini çıkararak çıktığını iddia ettiğin bu sözde ‘Ak’ yolda nasıl deli gömleği giydiğini yazacak tarih. Hopa’da bizzat polisin tarafından öldürülen Metin Lokumcu’yu yazacak aynı tarih, o gün sırf eylemci  olduğu için namusunu sorgulamaya cüret ettiğiniz o solcu kadını yazacak. Biber gazlarını yazacak tarih, yediğin hakları yazacak , halk olarak yediğimiz kazıkları yazacak. Her otoriter ve totaliter liderin arkasından olduğu gibi yıllarca saçmalıklarını irdeleyecek gelecek kuşaklar, sırf senin gibi  sözde liderler yetiştirmemek için.

Ve son olarak usta ; bir gün dönüp göreceksin gerçekten yaptıklarını, yanında yandaş medyan olmadığında, seni peygamber gibi gören danışmanların olmadığında, bir dediğini iki etmeyen kulların olmadığında, o hep arkasına sığındığın halk arkanda olmadığında aslında ne kadar çıplak olduğunu göreceksin, anlayacaksın. Bu ilüzyondan sıyrılabilirsen bir gün senin gibi olmayanlara yaptığın zulmü, vicdansızlığı, haksızlığı fark edeceksin. Gözlerindeki kini işte o gün göreceksin, ne yaptığını ve yaptıklarının neye değdiğini işte o zaman sorgulayacaksın. Üç günlük olduğuna şüphe olmayan bu dünyada bize  çektirdiklerini işte o zaman anlayacaksın. Bu koskoca tarihi baştan yazmaya senin de gücün yetmeyecek be usta, tüm bu kin, bu çaba ne için ?

Ve biz, yine bir yeşillik  bulup elimizde kitaplarla, kulağımızda şarkılarla, kalbimizde sevgiyle tıpkı bu gece Gezi Parkında olduğu gibi dostlarla sabahlıyor olacağız.
Ve biz hep var olacağız, biber gazlarına inat, sizlere inat….




‘’ Teker teker dağılıyor efkarı kalbimin
Bulut bulut çözülüyor esrarı geçmişin
Bugün değil yarın için yıkmaya hazırım
Bu Şah bu Şahbaz devrini ‘’


Harun Tekin





Sevgiler,
Nevzat Onur Çapalov

Hiç yorum yok: